GİRAY ARSLAN · JOURNAL

Düşünce tamamlanmış gibi davranmadan düşünmek.

Müzik, sanat, psikoloji, arzu, disiplin ve güzellik üzerine denemeler. Yazılar özgün dillerinde yayımlanır. Çevirisi bulunan metinlerde dil seçeneği sunulur.

Giray Arslan ve TenTene, mavi ve kırmızı ışıklı sahnede
Mitski’nin siyah-beyaz sahne görüntüsü
01
Müzik · 2024 · İstanbul

Heaven: Mitski, Jazz, and the Secret Architecture of Longing

A close listening to Mitski’s “Heaven”: jazz harmony, orchestral colour, elastic time and the unresolved architecture of longing.

  • Mitski
  • Jazz
  • Psychology
Oku
Pembe tonlarda Bach portresi ve nota kolajı
02
Müzik · Aralık 2023 · Viyana

The Key to Everything

Bach, temperament, fugue and the peculiar pleasure of questions that become more interesting when they refuse to close.

  • Bach
  • Temperament
  • Fugue
Oku
Duvara asılı bir sanat nesnesine bakan figürün siyah-beyaz görüntüsü
03
Kişisel Deneme · Ocak 2022 · Mersin

Çeliğin Sıcaklığı Hatırladığı Gece

Yıldızların göğün bağrında cereyan eden eski bir kavganın közleri gibi göründüğü bir gece; hafıza, metal ve insanın kendisine anlattığı hikâyeler üzerine.

  • Memory
  • Art
  • Night
Oku
Tarihî opera ve toplumsal yaşam gravürü
04
Müzik Tarihi · Temmuz 2020 · Mersin

The Price of a Perfect Note

Castrati and the violence behind the beautiful voice: what musical beauty asks us to hear, and what history asks us not to ignore.

  • Opera
  • Castrati
  • Voice
Oku
Yazarlık ve Journal

Neden Yazıyorum

Tam metin · yaklaşık 1 dakika

Ortaokuldan beri yazıyorum; gerçi başlangıçta buna “yazmak” demek biraz fazla düzenli kaçabilir. Daha çok Türk şiirine karşı geliştirdiğim hafif takıntılı bir yakınlıktı.

Dille ilgili ilk ciddi terbiyemi divan edebiyatından aldım: Fuzûlî, Nedim, Nâbî, aruz vezni ve bir şairin karşılıksız tek bir bakışı nasıl kâinat çapında bir meseleye dönüştürebileceğini gösteren o ihtişamlı dil. Sonra modern Türk şiirinin daha yalın, daha çıplak ve doğrudan sesi geldi. Bu ikisinin arasında, dilin soğumadan disiplinli; ölçüsünü kaybetmeden duygulu olabileceğini öğrendim.

Ardından klasik müzik, resim, sanat tarihi, psikoloji ve felsefe hayatıma girdi. Doğal olarak hepsi hakkında yazmaya başladım. Lise yıllarında İngilizce yazılar da yazıyordum: denemeler, kısa düşünce metinleri ve bazen iki yüz yıldır hayatta olmayan bir besteciyle gece yarısı giriştiğim tek taraflı tartışmalar.

Yazıyorum; çünkü merak, beni pek rahat bırakmıyor. Bir armoninin neden keder gibi duyulduğunu, bir tablonun bulunduğu odayı nasıl sessizleştirdiğini, insanların kendilerini inciten şeylere neden tekrar tekrar döndüğünü anlamak istiyorum. Bir de bazı hatıraların, yemek masasında anlatıldıkça nasıl şüpheli biçimde güzelleştiğini.

Anlatmayı da en az yazmak kadar seviyorum. Biraz cesaret verildiğinde, çocukluğumdan sıradan bir olayı veya Robert ve Clara Schumann arasındaki eski bir meseleyi; el hareketleri, kuşkulu derecede ayrıntılı diyaloglar ve eldeki tarihî belgelerin kaldırabileceğinden biraz daha fazla gerilimle anlatabilirim.

Benim için yazmak, düşünce tamamlanmış gibi davranmadan düşünebilmenin bir yolu. Üzerinde çalıştığım, hatırladığım veya hâlâ tam çözemediğim şeylere bir biçim kazandırıyor. Müzik, sanat, arzu, disiplin, güzellik, psikoloji… Konular değişiyor; beni masaya oturtan dürtü pek değişmiyor.

Bazı insanlar düzenli defterler tutar.

Ben galiba sayfa kenarlarından hikâyeler çıkarıyorum.

WhatsApp